24 Mart 2014 Pazartesi

Hangisi Daha İyi? The Balm Mary Loumanizer - NARS Albatross

Herkese merhaba!

Aylardır planladığım bir yazıyla karşınızdayım bugün. Fotoğraflar aylardır bilgisayarımda duruyor ama yazmak bugünün işi olacakmış.

Geçtiğimiz yıl Haziran ayı sonlarına doğru NARS Albatross'u ilk kez denemiş ve dener denemez almıştım. Ekim ayı civarı ise bayram indiriminden yararlanarak The Balm Mary Loumanizer'ı da almış ve çok geçmeden NARS Albatross'u blog satışı aracılığıyla elden çıkarmıştım.
Satılmadan hemen önce NARS Albatross'u fotoğraflayarak bu iki fazlasıyla meşhur ve revaçta aydınlatıcıyı karşılaştırmak istedim.

The Balm Mary Loumanizer benim için fiyat-performans oranı kolay kolay rakip bulamayacak kadar iyi. Ekim ayından beri ondan daha başarılı bulduğum bir aydınlatıcıyla karşılaşmadım ve başka bir aydınlatıcı da kullanmadım. Fakat NARS Albatross, kullandığım kısa dönemde makyaja en ilgisiz arkadaşlarımın bile yüzümde gördüğünde (elmacık kemiklerini göstererek) "şurandaki ne? Ne kadar güzel parlıyor" demesine neden olan üründü.

Karanlıkta-Flaşlı Çekim

Bu iki aydınlatıcı arasındaki ilk bariz fark, Mary Loumanizer çok daha homojen ve opakken, Albatross'un biraz daha sim sim ve dağınık halde görünmesi.
Albatrossu uygularken fırçaya fazla yükleseniz bile Mary Loumanizer kadar opak bir aydınlatıcı görüntüsü elde etmiyorsunuz. Bu noktada Albatross kullanmaya alışmışken Mary Loumanizer bana inanılmaz yoğun geldi ilk denediğimde ama sonra tonunun benim fazlasıyla açık tenimde daha doğal durduğunu ve zaten opak şeyleri tercih ettiğimi iyice fark ettiğimden daha ikinci denemede Mary Loumanizer ile aramızda bir aşk ilişkisi başladı desem yalan olmaz.

Flaşlı - Aydınlık çekim

İkinci bariz fark, Mary Loumanizer'ın şampanya, Albatross'un ise çok açık bir altın tonunda olması. Albatross'u bir uyguladığımda abim "şu sarı sarı şey de ne? Çok sarı duruyor yüzünde" demişti, çok iyi hatırlıyorum. Eğer sarı alt tonlara sahip bir ten renginde değilseniz Albatross biraz fazla suni durabiliyor. Bu durumda yine Mary Loumanizer daha doğal duruyor çünkü şampanya ve sedefli bir tonu var.

Kalıcılık konusunda Mary Loumanizer'a getirecek tek bir olumsuz yorumum yok. Sabah 7'de uygulayıp çıkıyorum, akşam 18'i geçe eve girdiğimde yüzümde hala AYNEN duruyor. Eğer bir şekilde silecek ya da hafifletecek bir hareket yapmadıysam hiçbir şekilde değişmiyor.
NARS Albatross biraz hafifliyor diye hatırlıyorum. Fakat o da kalıcılık konusunda başarılı.


Ambalaj kalitesi, gramaj ve fiyat konusunda bakarsak inanılmaz bir fark var. Mary Loumanizer'ın indirimsiz hali bile 40 lirayken ve yılda birkaç kez %50'ye varan indirimle alma imkanı bile bulabilecekken, NARS Albatross 78 lira. Bununla beraber Mary Loumanizer 8.5 gram ürün barındırırken, NARS sadece 4.8 gram. Ayrıca NARS'ın ambalajı fazlasıyla kir ve iz tutuyor, Mary Loumanizer'da ise böyle bir durum yok.
Yani fiyatları gramajdan karşılaştırırsak NARS, Mary Loumanizer kadar ürün barındırsa 150 liraya yakın bir fiyatı olur. Fakat Mary Loumanizer indirimsiz haliyle dahi 40 lira.

Benim seçimim ve favorim kesinlikle Mary Loumanizer, ama ton ve duruş olarak Albatross'u beğenip alacak olanlar da olabilir. Eğer, özellikle de açık tenliyseniz ve hala Mary Loumanizer almadıysanız kesinlikle öneririm. Ben aldığım ilk günden beri çok çok severek kullanıyorum.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

21 Mart 2014 Cuma

Küçük Bir Sephora Alışverişi: Chanel, YSL, Givenchy...

Herkese merhaba!

Bugün, 2 hafta kadar önce aldığım La Prairie fondötenin tonuyla ilgili sıkıntımı halletmek ve markaların yeni ürünlerini görmek üzere Sephora'ya uğradım. İletişim içerisinde olduğum Sephora danışmanına gelmeden haber vermiştim ve koyu gelen fondötenimi açmam için bir baz önereceğini söylemişti. Aklımda bir de Guerlain Lingerie de Peau'nun tonlarına bakmak ve hemen orada uygun olanı bulursam onu da almak vardı.
Bakalım ne planlayıp, nelerle çıkmışım?

Sephora'ya girmeden önce önünden geçtiğim bir gümüş mağazasının vitrinine adeta çakıldım! Ortada buluşmayan, kelepçe tarzındaki bilekliklere bayılıyorum. Takı aldığımda her zaman gümüş alırım ama takı alacağıma makyaj malzemesi alayım mantığıyla sadece yılda 1 kez takı alırım. Bu sefer bir değil, 2 tane aldım. Çünkü ikisine de ayrı bayıldım!



Dikkatimi ilk çeken bu bakır kelepçe üzerine kelebek ve sedefli, dört yapraklı yonca oldu. Nedense takılarda çiçek ve kelebekler beni hep daha çok çeker. Yüzük en sevdiğim takıdır, elimdekilerin de yarısı çiçekli :))
Bakır renginde bilekliğim olmadığı için yine bakır rengindeki yüzüğümle kombinlemenin hoş olacağını da düşündüm. Çok çok beğendim.



Bu biraz daha klasik ve altın renginde kelepçe üzerine sedefli ve taşlı karelerin yanyana dizilimi şeklinde tasarlanmış. Bu da yine diğeri gibi kelepçe şeklinde ve ortasında buluşmadan çok küçük bir açıklık bırakanlardan.

Bu iki bileklik de 96 liradan 48 liraya inmişti, ikisi birden 96 liraya geldi yani. Açıkçası hiç pişman olmadım ve "yerine makyaj malzemesi alırdım" gibi takıntılı bir fikre kapılmadım. İkisini de çok beğendim.

Sephora macerama gelirsek...


Ceren hanımın önereceği baz pek meşhur Le Blanc De Chanel çıkınca fazlasıyla mutlu olduğumu ve heyecanlandığımı tahmin edebilirsiniz. Bu aydınlatıcı bazın yazısı ilk fırsatta blogda olacak.

Ve aldığım diğer ve son şey YSL Manifesto parfümün 30 ml lik boyu. Bu boyunu Türkiye'de normalde de satıyorlar mıydı bilmem ama bugün kasaya yakın olan ufak ürünler arasında görünce, fiyatını da makul bulunca aldım. Kolay kolay parfüm beğenmeyen Bengisu'nun geçen yazdan beri favorileri arasındaydı ve elimdeki son testerı da artık bitiyordu, 50 ml ve üstünü almazdım ama 125 lira da olunca aldım gitti!


Yine bir sürü güzel tester edindim ama ilkinin yeri daha bir büyük benim için.
Givenchy Le Rouge serisinden 202 Rose Dressing.
Numunenin sevimliliğine, şıklığına, rengin güzelliğine bakar mısınız?


Ardından Givenchy'nin satışa yeni çıkan krem farlarından iki farklı tonu bulunduran 3 tester kartını hediye aldım.


Givenchy Play parfüm,


Givenchy Ange Ou Demon,


Yine ve son olarak çok güzel bir hediye, Repetto parfümlü duş kremi.


Ayrıca denemek üzere Guerlain Lingerie De Peau'nun testerını da hazırladı Ceren hanım bana.


Onu da merakımdan eve gelir gelmez denedim: ciltteki duruşundan ilk izlenim: MUHTEŞEM! Ama o fiyatı beni yıktı mağazada... Tonumu tamamen tutturacak bir rengi olsa ilerde alırım ama şu an numune olarak aldığım bana 1-2 ton koyu (her zamanki gibi).

Aldıklarımdan gayet memnunum, bu sefer çok fazla bir şey almamış olmamdan da. Sizler neler aldınız son zamanlarda, burada gördüklerinizden hangisini en çok merak ettiniz? Paylaşmayı unutmayın!
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

20 Mart 2014 Perşembe

Marka Hikayeleri: Yves Saint Laurent

Herkese merhaba!

Bu yazı dizisini NARS ile başlatmıştım, merak edenler için bu sefer Yves Saint Laurent markasıyla olan tüketici ilişkimi yazmak istedim.

Blogumu ilk "Komodat" adıyla yazmaya başladığımdan beri takip edenler iyi bilir, Yves Saint Laurent benim en favori markalarımdan. Zamanla diğer birçok markadan da bir şey denememe rağmen hala yeniliklerini takip eder, bir şey alacağım zaman ürünlerine güvenirim. Bu sevda nasıl başladı? Ondan bahsedeyim.

Makyaja çok küçüklüğümden beri ilgim vardı. Fakat ciddi manada ilgilenmeye üniversite yıllarında başladım. 2011 yazında ilk kez maaşlı şekilde çalışmaya başladım ve o yıl eylül ayında bir yakınımızın düğünü olacaktı. Birden "o gün makyaj yapmak için birkaç şey alayım" diye bir hevese kapıldım ve ilk maaşımla Capacity Douglas'ın yolunu tuttum.

Aklımda tek bir far almak varken hangi marka olduğunu hatırlamadığım bir markadan bir farı çok beğenmeme rağmen satış danışmanının önerisi üstüne gözümde denediğimde hiçbir şey görünmediğini fark ettim. O gün öğrendiğim en önemli şeydir önceden denemediğim bir markadan far paleti alacağım zaman göz kapağımda gerçekten görünüp görünmediğinden emin olmak.

YSL'in 5 numaralı bu far paleti, ve ona uyacak şekilde füme tonundaki göz kalemi o gün aldığım 3 şey arasındaydı. Hatırlıyorum o zaman bu far paletleri 125 liraydı. Ama dener denemez "kesinlikle bunu istiyorum" dedim çünkü duruşuna görür görmez vuruldum! Göz kalemi ise tamamen satış danışmanının son anda bir şekilde aldıklarımın yanına eklettiği bir şey oldu, yoksa hiç aklımda yoktu.


Genelde ilklere olan ilgi aynen devam edermiş. Benim için de öyle oldu. Far paletlerini, iki farklı seriden dudak makyajı ürününü, fondötenini ve iki farklı rimelini denedim YSL'in. Bunların dışında numunesi sayesinde denediğim cilt bakım ürünü ve parfümü de oldu.

Aynı markadan 3 tane far paleti almama neden olacak kadar sevdiğim 2 markadan biridir YSL. Şu anda sahip olduklarım...



İlk far paletim, 5 numaralı Pure Chromatics.
Özellikle pembe farı ne kadar severek kullandığım belli oluyor sanırım :) Bununla abimin nişanlısının makyajını da yapmıştım. Aradan neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen hala aynı şekilde rengini anında veriyor. Harika bir dörtlü.


Yine Pure Chromatics serisinin 13 numaralısı. Özellikle sol sırayı çok seviyorum. Üstteki gül kurusu-pembe gibi bir ton. Alttaki ise mavi yansımaları olan bir mor. Hele o sağ alt köşede duran koyu mor tonu inanılmaz pigmentli.


Geçen yaz çıkan koleksiyonun demirbaşı Marrakech far paleti. Bunlar dörtlü olanların aksine hem kuru hem ıslak uygulanamıyor, sadece kuru olarak kullanılabiliyorlar. Yabancı bloglardaki reklam görsellerine ilk görüşte vurulduğumdan ülkemize gelmesini beklemiştim, İstinye Park Sephora'dan almıştım. Aslında çok kullanışlı tonlar bulundursa da sadece 1 kere kullandım. Hatta satış blogumdaki ürünler arasında kendisi.


Sonra YSL'in en meşhur olduğu alan olan dudak makyajına geldi sıra. Bu ikiliden soldaki 07 numaralı glossy stain i 2012 Ekim sonunda, yukarıdaki 13 numaralı far paletiyle beraber almıştım. Hala mercan-kırmızı arası dudak makyajı ihtiyacı gördüğümde elimin gittiği tek şeydir. Yazısına buradan bakabilirsiniz.
Sağda duran, Rouge Volupte Shine serisinin incisi Nude in Private da yine tekrar tekrar anlatmama gerek olmayan, yazısını şuradan okuyabileceğiniz, gerçekten (en azından şimdilik) hayatımın rujudur. Hatta bir ara yedeklemek üzere daha yarısına gelmememe rağmen 1-2 tane daha almayı düşünüyorum. Onsuz kalmaktan korkuyorum!


Markaya ait en büyük favorilerimden biri yine rimelleri. Burada meşhur Effet Faux Cils'in hem normal, hem de waterproof versiyonu var. Normalini yine en son Sephora alışverişimden aldım, waterproof olanından farklı olduğunu söylediler. Hatta daha iyi dediler ama evet, farklıymış, çünkü waterproof versiyonuna olan aşkımı on kat arttırmış olabilir. YSL'in kendi ürününden iyisini kendisinin bile üretemeyeceğine kanıt gibi olmuş.

Bunlar dışında blog satışıyla yakın zamanda sattığım Teint Resist fondöten de kullanmıştım bir ara. Onun dahil olduğu, ama en son aldığım Effet Faux Cils rimelin eksik kaldığı aile fotoğrafı da huzurunuzda.


Özetleyecek olursam:
Markadan aldığım ve en çok sevdiğim ürün: YSL Rouge Volupte Shine - Nude in Private
En memnun kalmadığım ürün: Zaman geçtikçe far konusunda zevkim değiştiği için far paletleri
Kesinlikle tavsiye edeceğim: YSL Effet Faux Cils-waterproof
Numunesini denediğim, sahip olmadığım ama alacak kadar beğendiğim: YSL Manifesto parfüm

YSL benim için son zamanlarda özellikle rujları, rimelleri ve fondötenleriyle ön plana çıkıyor. Far konusunda gönlümü fetheden başka markalarla çoktan tanıştım. Onlara da sırayla yer vereceğim bu yazı dizisinde.

Sizin en sevdiğiniz ya da denemek istediğiniz YSL ürünleri neler? Paylaşmayı unutmayın!
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!