15 Nisan 2014 Salı

BeYu Diva Lash Mascara

Herkese merhaba!

Bugünün blog yazısı BeYu-Diva Lash maskara üzerine.
BeYu markası hala tam olarak nerelerden bulunabildiğini bilmediğim ama genelde bütçeye uygun kozmetik markalarıyla bir arada gördüğüm markalardan biri. Yanılmıyorsam mineral makyaj markalarından ve fazla bilinmeyen bir marka.

Bu rimeli geçtiğimiz sene annem yanında bir tane de kahverengisini hediye ettikleri için her zaman alışveriş yaptığımız mağazadan almıştı. Sonra hiç kullanmadı ve ben devraldım ve bugün blogda sizlere tanıtmak istedim.



Maskaranın çok iddialı bir ismi var: "Diva Kirpikleri". Hem hacim, hem kıvrım hem de uzatmayı vaad ediyor. Kirpikler kıvrılmadan uygulandığında böyle bir sonuç veriyor.



Bence iddia ettiği kadar abartılı bir sonuç vermese de hoş bir rimel. Kirpikleri birbirine yapıştırmaması, şu ana kadar denediğim rimellerden kirpiklere ağırlık yapmayan tek rimel olması, hoş bir kokusu bulunması ve 40-50 lira arasındaki "mantıklı" fiyatı ile dikkate değer. Çok ıslak bir rimel de olmadığı için uygular uygulamaz gözünüzü sıkmadıkça alt kirpik diplerine ya da göz kapağına bulaşmadan kuruyor.

Henüz uzun süreli denemediğim için gün içinde akma yapıyor mu, bir fikrim yok, ama gündelik makyaj için hoş bir rimel arıyorsanız ve BeYu markasına rahat ulaşabilenlerdenseniz bir şans vermeye değer.
Markaya ulaşma sıkıntısı yaşamıyor ve satıldığı yerleri biliyorsanız yorum olarak bırakırsanız çok sevinirim, ben Huzur giyim mağazalarında olduğunu biliyorum ama bir kozmetik mağazası için örnek veremem mesela. :)

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

14 Nisan 2014 Pazartesi

Marka Hikayeleri - Tom Ford

Herkese merhaba!

Marka hikayelerine bugün en sevdiğim ama bir o kadar da seyrek alışveriş yapmak zorunda kaldığım Tom Ford ile devam ediyorum.


Öncelikle, markadan değil de, Tom Ford'dan bahsetmek istedim. Çünkü beni markaya çeken şey arkasındaki bu inanılmaz başarılı adam.

Tom Ford, ilginç şekilde, girdiği her alanda hep en iyilerden olmuş. Bu yüzden kozmetik markasını yaratacağı zaman heyecanla bekleyen bir sürü kişi vardı. Ben de markanın Türkiye'ye gelişini 1 yıldan fazla bir süre beklemiş, arada Harvey Nichols'a gidip "ne zaman geliyor?" diye sorup durmuş olan kesimdenim.
Yıllarca Gucci için tasarımcılık yapan Tom Ford, daha sonra markadan ayrılarak kendi markasını kurmuş. Özellikle fazlasıyla meşhur güneşgözlüklerinin yanında, bir sürü kırmızı halı davetinde gördüğümüz ünlüleri gerek kıyafet, gerekse ayakkabı tasarımlarıyla giydiren Tom Ford'un "A Single Man" adlı, başrolünde Colin Firth'in yer aldığı yoğun dram türünde bir filmi de bulunuyor. Ford, filmin hem yönetmenliğini yapmış hem de kitabın sinemaya uyarlamasında senaryo yazım aşamasında ismi olan 2 kişiden biriymiş. Hatta bu filmdeki rolüyle Colin Firth, bir Oscar adaylığını da kapmış.
Tom Ford'un sinemada başka bir "elle tutulur" işi bulunmuyor o zamandan beri ama yaptığı her şeyde başarılı olduğu gibi, sinemada da önemli ve dikkat çeken bir başarı elde ettiği kesin.

Tom Ford kozmetik markası özellikle yurtdışında ünlülerin makyözleri tarafından fazlasıyla tercih edilen bir marka. Benim Jennifer Lopez'e olan ilgim ve çok seyrek de olsa makyözünden arada tüyoları kapabilme fırsatımla en azından Jennifer Lopez ile yıllardır çalışan Mary Phillips'in, ünlünün birçok makyajında Tom Ford tercih ettiğini biliyorum. Yine Mary Greenwell, kendi markasını çıkarana kadar Charlotte Tilbury, hep Tom Ford'un makyaj malzemelerini kullanıyordu. Charlotte Tilbury demişken, Tom Ford'un ilk reklam görsellerinden beri bütün kozmetik reklamlarındaki makyajlar dünyaca meşhur ve inanılmaz başarılı makyöze ait.

Gelelim benim markayla olan tüketici ilişkime...

Dediğim gibi, her ne kadar renkli kozmetikte üstüne tanımasam da, uçuk fiyatları ve son zamana kadar ruj ve ojeleri farklı mağazalarda satışa başlamış olsa da bütün ürünlerini getiren tek yerin Kanyon-Harvey Nichols olması sebebiyle markadan çok fazla alışveriş yapmadım.

İlk Tom Ford'um Ocak 2013'te aldığım Cognac Sable far paletimdi.


Bu far paletinin özellikle de açık ten için tam bir joker olacağını düşünerek almıştım. Farların pigmentasyonu ve özellikle de o bakır rengi simli far o kadar güzel ki, o zamanlar 190 lira vermiş olmama rağmen "iyi ki almışım" dediğim şeylerden biri Cognac Sable. Gerçi Tom Ford'dan aldığım hiçbir şey için pişmanlık duymadım şu ana kadar ama bu far paletinin kullanışlılığı pek rekabet yaratacak seviyede değil.
Paletin yazısı çok önceden blogumda vardı ama bir swatch görmek isteyenler için tekrar!




Sonraki Tom Ford alışverişim ancak bu yıl yine Ocak-Şubat ayı civarında gerçekleşti. Bütün bir yıl birikim yapıp bir kez daha Harvey Nichols'a gitmek ve bu sefer birkaç şey almak istediğim gün seçtiğim ilk şey, detaylı yazısını yazdığım Violet Fatale rujdu.


Ardından ise Frantic Pink allığı aldım, ve "bir fırçaya 200 lira verilir mi?" diye içimde 5-10 dakika muhasebe yaptıktan sonra "1.5 yıldır hayalini kuracağıma artık alayım gitsin" diyerek allık fırçasını almıştım.

Markadan şu ana kadar aldıklarım...


Özellikle allık fırçası benim makyaj fırçası algımı tamamen değiştirdi. Bu kadar mükemmel bir uygulama yapan, dünyanın en pigmentsiz allığını bile yoktan var eden, inanılmaz yumuşak ve sarılıp uyumak isteyeceğiniz kaşmir kılları olan bu allık için, istediği kadar uçuk olsun, 205 lira gerçekten değdi. Bir MAC allık fırçasıyla arasında dağlar tepeler dereler, aklınıza gelebilecek her şey kadar fark var. Gerçekten inanılmaz güzel bir şey.

Far paletleri deseniz zaten Tom Ford'unkilerle tanıştıktan sonra "en kötü" Guerlain yetiyor size. İki markanın da bu alanda muhteşem olduğunu biliyorum ve başka hiçbir marka bana bu alanda daha başarılı gelmiyor.

Rujlar... Violet Fatale inceleme yazısı düşüncelerimi özetleyecektir.
Allık... Başlarda markadan almama değmeyen tek şey olduğunu düşündüm ama şu anda özellikle de çok açık ten için Frantic Pink'ten daha hoş bir şeftalimsi pembe allık olabileceğini düşünmüyorum. İçindeki ufak ışıltılar da benim gibi ışıltılı allık severlerin gözünü iyi doyuruyor. Işıltı dediysem, MAC mineralize allıklar değilde, MAC'in çok meşhur Style adlı allığındaki gibi bir ışıltı. Sim değil, ışıltı.

Tom Ford'un özellikle de far paletleri ve rujları benim için kendi alanında tartışmasız en iyilerden. Yüz fırçaları da elimde olsa hepsini alacağım! Mükemmeller çünkü.

Sizin Tom Ford hikayeniz nasıl? Markadan sahip olduğunuz ya da almayı en çok istediğiniz şey(ler) ne? Paylaşmayı unutmayın!

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

10 Nisan 2014 Perşembe

Freeman Kayısılı Peeling & Nuxe Yüz ve Göz İçin Nem Maskesi

 Herkese merhaba!

Bugün size beraber harikalar yaratan iki üründen bahsedeceğim. İkisini de dermomarket sayesinde tanıdım.


Bir süredir iyi bir bakıma zaman ayıramadığım bir güne denk geldi ürünlerime kavuşmam. Uzun zamandır da peelingi ihmal ettiğim için hemen o akşam bu iki ürünü denedim.

Öncelikle Freeman peelingden bahsedeceğim.



İçinde bir sürü yağ ve çiçek özü bulunan bu peelingin en sevdiğim yönü kayısılı olup mis gibi kayısı kokmasıydı. Aslında kendi karmadan yağlıya dönük cildim için pek sevmediğim, biraz sert granülleri olan peelinglerden ama yüzümü biraz ıslatıp öyle buhar banyolarına sokmama gerek kalmadan hemen uygulayabildiğim, ve ciddi ciddi kıpkırmızı bir yeni deri tabakasını ortaya çıkardığı için çok beğendim. Kıpkırmızı dediysem, merak etmeyin, tabi ki en fazla yarım saate cildiniz yatışıyor.

Ardından çok uzun zamandır denemek istediğim nem maskesine geldi sıra...



Nuxe, uzun zamandır denemediğim ama çok merak ettiğim markalardan biriydi. Markayla bu kadar güzel tanışabileceğimi hiç düşünmemiştim, bu maskeye resmen BA-YIL-DIM! Öncelikle hem yüz hem göz çevresi için olması harika, cildinize ince bir tabaka halinde yayıp 10 dakika beklettikten sonra hala kalmış bir miktar varsa cilde iyice yedirin, ya da toniğinizle silin diyor kullanma talimatında. Ben önceden kendi kendime bu tip bir maskeyi hiç denemediğim için biraz kalın bir tabaka halinde uygulamışım, elimle cildime yedirmem pek mümkün olmadı ve toniğimle hafif baskılar uygulayarak aldım fazla kalan maskeyi. Cildim, özellikle de göz çevrem o kadar yumuşak oldu ki, bunu sadece güzellik merkezinde bakım yaptırdığımızda hissedebileceğimizi düşünürken evde kendi kendime muhteşem bir nem bakımı yapmış kadar oldum. Ertesi sabah kalktığımda cildim hala inanılmaz nemli ve yumuşaktı, diyetisyen kontrolüne giderken genelde hiç makyaj yapmam, ama ilk defa alın bölgem de bu kadar yumuşak ve nemliyken fondöten sürmek zevk verecek diye mutlu mesut makyaj yaptım. Ve ilk kez fondötenim pul pul görünmedi alnımın orta kısmında. Bu maske gerçekten çok çok güzel.
Tabi kötü bir yönü var, tam Cif gibi kokuyor. Yani birebir Cif. Ama verdiği sonuç iyiyse kokusuna çok da takılmadan kullanırım diye düşündüğüm için beni çok da iten bir şey olmadı bu. Siz katlanamazsanız önceden haberiniz olsun. 

Freeman kayısılı peelingi buradan, Nuxe'ün muhteşem maskesini de buradan alabilirsiniz.
İki ürünü de çok sevdim ama dediğim gibi, maskeye bayıldım!

Sizler bu ürünleri denediniz mi? Özellikle Nuxe markasına ait bir şeyler kullananların yorumlarını merakla bekliyorum!

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

ARTIK YOUTUBE'DAYIM!
Youtube'dan beni takip edebilir, kanalıma abone olarak videolarımı izleyebilirsiniz :)
Bengisu Ayşe Youtube kanalı