29 Ağustos 2014 Cuma

Chanel Illusion D'ombre - 96 Utopia

Herkese merhaba!

Geçtiğimiz haftalarda, uzun süredir dikkatimi çeken ama almaya layık görecek kadar beğenemediğim Illusion D'ombre serisinin 2014 yaz makyaj koleksiyonu için üretilen 3 renginden biri olan Utopia ile tanıştım. Bugün size elimin üzerinde nasıl durduğuna bakar bakmaz mağazada "yaaaaaaa çok güzeeeeeeğğl" diye iç geçirerek gezdiğim bu krem fardan bahsedeceğim.




Utopia, bu sene çok sevdiğim ve tercih ettiğim soğuk tonlu renklerden. Tam bir "masal lilası". Işıl ışıl, pembe gibi, çok açık bir lila. Açık ama gayet pigmentli bir renk ve böylece tam "prenses makyajı" tonlarında.



Gölgede Utopia

Direkt güneş ışığında Utopia

Öncelikle bu serinin dokusundan bahsetmem gerek. Yumuşacık, yastık gibi bir dokusu var. Bastırıp durmak istiyor insan. Göze çok rahat uygulanıyor (ben direkt parmağımla uygulamayı tercih ediyorum) ve çok rahatça yoğunluğu arttırılabiliyor. Hiçbir makyaj fırçasını devreye sokmadan, gayet pratik bir göz makyajı yapma olanağı sunuyor Utopia. Mirifique gibi koyu tonlar bu kadar pratik mi bilmiyorum. Ama Utopia doku ve opaklıkta benden tam not aldı.

Bu serinin kalıcılıkta gayet başarılı olduğunu okudum her yerde. Ben bunu daha dün aldım ve böyle bir konuda yorum yapacak tecrübe edinmedim ama Temptalia'da 10 saat kadar aynı kaldığını, sonradan silikleşmeye başladığını okudum. Bu da gayet güzel.

Beni burada en çok çeken rengin o muhteşem ışıltıyla ortaya çıkardığı güzellik oldu. Ben soğuk tonlu, cilde aydınlık katan ve insanı uyanık gösteren bu tip renklere bayılıyorum. Işıltıyı da çok seviyorum ama bazı ışıltılı farlar (Dior simli mono farlar ve Tom Ford paletlerdeki glitter bitişli olanlar gibi) gerçekten çok abartılı makyaj kaldırabilen, nadiren kullanılacak türde olurken Utopia'nın ışıltısı, farı ne kadar yoğun uygulayacak olursam olayım gün içinde de, davette de kullanılabilecek kadar zarif geldi bana. Işıltıyı ve zarif dahi olsa yoğun ışıltıyı sevmeyenler varsa sadece Utopia'yı değil, bu seriyi tamamen es geçebilir.

Dediğim gibi, tek bir renk için bir fara 3 haneli rakamlar ödemek bana hep çok anlamsız gelmişti ama Illusion D'ombre serisine girişimi Utopia ile yaptım. Zerre kadar da pişman değilim diyebilirim :) Hatta şu an masamın köşesinde tahtına oturmuş, duruyor.
Ben gerçekten çok çok severek aldım Utopia'yı. Bu bir koleksiyon rengi olduğu için hala bulabiliyorsanız sonbahar koleksiyonu raflara koyulup, bunlar satıştan kaldırılana kadar bence en azından birebirde bir görün. Ama ben fotoğraflar hakkını vermez diye size direkt güneş ışığında bulanık ötesi telefon kameramla bile olsa 9 saniyelik bir videosunu çekmek istedim.


Bu serinin fiyatları sanırım her yerde değişiyor, ben Capacity Sephora'dan 106 liraya aldım.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Glam Glow Youthmud Kil Maskesi

Herkese merhaba!

Uzun zamandır merak ettiğim Glam Glow maskelere kısa zaman önce kavuştum. Bugün size serinin ilk ve en meşhur maskesi olan Youthmud'dan bahsedeceğim.


Youthmud, ambalajı açar açmaz sizi hafif diş macunu, hafif çayımsı kokusuyla karşılıyor. Biraz keskin ama rahatsız etmeyen bir koku bu. 


Tam yeşilimsi gri renginde ve içinde tuhaf tuhaf parçalar var. Evet, gerçekten tuhaflar yani. "Şunları öğütemediniz mi de yüzümüzde ufak ufak araba lastiği parçaları taşıyoruz?" gibi bir soru sordurdu bu özelliği bana.



Maskeyi yüzünüze ince bir tabaka halinde uyguluyorsunuz ve 5-10 dakika, benim tercihimi sorarsanız, tamamen kuruyana ve şu rengi alana kadar bekletiyorsunuz.



Burada dokudan da görebileceğiniz gibi iyice kuruyor ve taş gibi oluyor. Kuruyana kadar 4-5 dakika yüzünüzde bir karıncalanma yaratıyor. Sonra karıncalanma kesiliyor ve böyle iyice kuruduğunda temizlenme aşamasına geçiliyor.

Öncelikle şunu söyleyeyim, bu maskenin en sevdiğim yönü çok rahat temizlenmesi. Yüzünüzden çok kolay çıkıyor, Vichy'nin yeşil renkteki 3'ü 1 arada peeling maskesini kullananlar bunu denediğinde "boşuna o kadar yoruluyormuşum" diyecektir.
Maske altından yepyeni, ölü derilerden kurtulmuş bir deri tabakası ortaya çıkıyor. İlk anda çok kızarık olabiliyor ama yatışınca geçiyor.

Bende hiçbir olumsuz yan etki bırakmadı. Bu tip maskelerden çok fazla denemediğim için "HEMEN GİDİN ALIN" diyemem belki ama abartıldığı kadar olmamakla birlikte gayet güzel olduğunu söyleyebilirim. Yani "müthiş, yepyeni ve ışıl ışıl bir cilde, Hollywood ünlülerinin sırrına kavuştum" demeyi beklemek yerine, gerçekten rahatça kullanacağınız, görevini de yerine başarıyla getiren, güzel bir peeling maskesi arıyorsanız ve bu tip bir ürüne 169 lira vermek sizin için sorun olmayacaksa paranızı çöpe atmış olmayacağınızı söyleyebilirim.

Cildim maskeden arındırıldıktan bir süre sonra bir nem maskesi ya da yoğun bir nemlendiriciye ihtiyaç duyuyor (karmadan yağlıya dönük cildim olmasına rağmen). Yani cildi nemlendirme ya da nemli bırakma gibi bir yönü yok, onu da not edeyim.

Özetle: Bitse alır mıyım bilmem, onun için önce bitirmem lazım :) Ama siz de benim kadar merak ediyorsanız denemekte fayda olabilir.
En kısa zamanda Supermud maskesini de incelemeye çalışacağım.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

20 Ağustos 2014 Çarşamba

MAC Dreamdaze Mineralize Rich Ruj

Herkese merhaba!

Geçtiğimiz hafta MAC'in mineralli makyaj ürünleri serisine yeni eklenen rujlardan Dreamdaze ile tanıştım. MAC'in klasik rujlarının gereksiz derecede abartıldığını düşünüyorum (çünkü daha iyileri gerçekten var) ama bu Mineralize Rich serisi, özellikle de Dreamdaze, dener denemez "alıyorum!" deme sebebim oldu. Hem de ilk defa kendi kullanımım için!

Önceden blogumda MAC rujları ağırladım, fakat hepsi de profesyonel olarak makyaj yaparken iş çantama aldığım ürünlerdi. Ve hepsi de aynen blog satışlarımda elimden çıktı gitti. Hiçbirini tekrar dönüp alma ihtiyacı hissetmedim, çünkü klasik serideki rujlar bana hep "plastik" gibi geldi. Dudakları nemlendirmeyen, ölü derileri iyice ortaya çıkaran, lastik gibi bir kıvamı olan MAC rujlardı bana göre. Fakat bu mineralize rich serisi gerçekten farklı.



Öncelikle ambalajı. Kapakların ağzı mıknatıslı ve siz biraz yerine oturtmaya kalktığınızda tamamen oturuyor. Klasik ambalaj kadar "klas" değil, o konuda dürüst olmam gerek.

Rujun kokusu klasik serideki gibi, vanilya gibi kokuyor. Ama bu sefer çok daha yoğun. Dudaklara uygulandığında koku kalmıyor, yani bütün gün kaynağı yüzünüz olan bir vanilya kokusu almıyorsunuz ama ambalajındayken yoğun bir kokusu var.


Dreamdaze, MAC'in kendi sitesinde "orta tonlu, pembe nude" olarak tanımlanmış. Bana göre içinde pembeden çok şeftalilik bulunan nude gibi. Aylardır çok severek kullandığım YSL Rouge Volupte Shine-Nude in Private'ın biraz daha şeftali ve opak versiyonu, ayrıca içinde rujun kendi tonuyla kontrast yaratmayan altın ışıltılar var.
Rujun yarı parlak bitişi sağlıklı bir görüntü veriyor, ayrıca yapısı ruju orta opaklıktan, yüksek opaklığa kadar çıkarabilecek şekilde.
Bu rujda en sevdiğim şey yapısı oldu, o kadar nemlendirici ve uygulanırken öyle güzel kayıyor ki tekrar tekrar tekrar tekrar sürüp durmak istiyorsunuz. Mağazada denerken "dur biraz daha süreyim, dur biraz daha" diye diye bir hal olmuştum, o açıdan Tom Ford rujlara benzettim hatta.
Kalıcılığını test etmedim ama Temptalia'da 3 saat aynen kalıyor diyor, Christine'den iyi bilecek değiliz! :)

Özetle: Çok sevdim. Başka renkleri kullanacağımı bilsem, böyle bir yapısı varken başka tonları da alırdım ama şimdilik girişimi böyle yaptım. İlginizi çekerse kesinlikle denemenizi öneririm.
Bu serideki rujların fiyatı 72 lira.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!